OKUL ÖNCESİ EĞİTİM

17 yaşına kadar olan zihinsel gelişimin yüzde 50'sinin 4 yaşına kadar, yüzde 30'unun 4 yaşından 8 yaşına kadar, yüzde 20'sinin ise 8-17 yaşlarında elde edildiğini düşünürsek, 0-6 yaşlar için, çocuğun gelişiminin hızla yönlendiği yıllar diyebiliriz.

0
136

Okul Öncesi Eğitimi, doğumdan, zorunlu eğitim yaşına kadar, çocukların gelişim özellikleri, bireysel farklılıkları ve yetenekleri göz önüne alınarak, çocukların sağlıklı bir biçimde fiziksel, duygusal, dil, sosyal ve zihinsel yönden gelişimlerini sağlayıcı, olumlu kişilik temellerinin atıldığı, yaratıcı yönlerinin ortaya çıkarıldığı, çocukların kendilerine güven duymalarının sağlandığı, ebeveyn ve eğitimcilerin etkin olduğu sistemli bir eğitim diye tanımlayabiliriz.

2. Okul Öncesi Eğitimin Önemi Nedir?

17 yaşına kadar olan zihinsel gelişimin yüzde 50’sinin 4 yaşına kadar, yüzde 30’unun 4 yaşından 8 yaşına kadar, yüzde 20’sinin ise 8-17 yaşlarında elde edildiğini düşünürsek, 0-6 yaşlar için, çocuğun gelişiminin hızla yönlendiği yıllar diyebiliriz. Bu yıllarda temeli atılan beden sağlığının ve kişilik yapısının ileri yaşlarda aynı yönde gelişme şansı çok yüksektir. Bu yüzden çocuğun sağlıklı bir birey olması açısından okul öncesi eğitime önem verilmelidir. Ayrıca çocuğun okul öncesi yıllarda aldığı eğitim ve kazandığı deneyimlerin, ilerki yaşlarındaki öğrenme yeteneği ve akademik başarısıyla ilişkisi olduğu gözlenmiştir.

3. Okul Öncesi Eğitim Kurumları Nedir?

Günümüzde özellikle büyük kentlerde annenin çalışması, oyun bahçelerinin azlığı gibi nedenlerle küçük çocuğun bakımı, beslenmesi, eğitimi, bilgisi yeterli olmayan kişilerle ya da anneanne ve babaanne tarafından apartman dairelerinde yürütülmeye çalışılmaktadır. Çocuklar evde bu kişiler tarafından ne kadar iyi bakılırsa bakılsın ne kadar çok sevilirse sevilsin; sosyal gelişimini gerçekleştirebileceği arkadaşlara ve oyun ortamına ayrıca evde kendisine sağlanamayan eğitim imkanlarına ulaşmaya ve düzenli bir eğitim programına katılabilmesi için ailenin dışında eğitimcilere ihtiyacı vardır

4. Okul Öncesi Eğitim Kurumlarının İlkeleri Nedir?

Çocukların fiziksel, zihinsel, duygusal, sosyal ve dil yönünden yeteneklerine göre gelişmelerini sağlayacak eğitim ortamını sağlamak,

Dilin gelişmesine ve doğru kullanılmasına imkanlar sağlamak,

Özbakım becerileri (temizlik, giyinme vb.) kazandırmak,

Bedensel becerilerini geliştirmek,

Kendi ayaklarının üzerinde durabilen, bağımsız bir birey olabilmesi için destek olmak,

Yaratıcı yönlerini ve ilgi alanlarını ortaya çıkarmak,

Oyun oynama ve arkadaşlık ihtiyacını gidermek,

Zorunlu eğitime hazırlamak. Bu ilke kesinlikle okuma-yazma öğretimini kapsamamalıdır.

5. Okul Öncesi Eğitim Kurumlarını Seçerken Nelere Dikkat Etmeli?

Okulöncesi eğitim kurumu tek ya da iki katlı bahçe içinde müstakil bir binada hizmet vermelidir. Bina iyi ısınmalı aydınlık ve ferah olmalıdır.

Oyun odaları düz ve geniş bir alan olmalı ve halı kaplanmalıdır.

Sınıf içinde temel köşeler olmalıdır. (Evcilik, kitap, sanat, blok vb.)

Materyaller çocukların ulaşabilecekleri yükseklikte olmalıdır.

Tuvaletler sınıflara yakın olmalı ve çocuk sayısına göre olmalıdır.

Binanın yerleri kolay temizlenebilen bir malzeme ile kaplı olmalıdır.

Bahçede oyuncaklar ve top oyunları için düz alanlar olmalıdır.

Öğretmenler okul öncesi eğitim alanında eğitim görmüş, sağlıklı, hoşgörülü, mesleğini seven, hareketli, sabırlı, güleryüzlü, çocuktaki en ufak gelişmeyi görebilen, yeniliklere açık kişiler olmalıdır.

Her okul öncesi eğitim kurumunun bir eğitim programı olmalıdır. Programlar hazırlanırken çocukların yaşları, gelişim özellikleri ve bireysel farklılıkları gözönüne alınmalıdır. Programların uygulanmasında “yaşayarak öğrenme” ilkesine göre hareket edilmelidir.

Okul öncesi eğitim kurumunda çocukların konuşma, oyun, resim, müzik, kil, kum, su gibi her türlü geliştirici ve yaratıcı alışkanlıkları kazanabilmelerine özen gösterilmeli; onların ilkokulda karşılacakları görevlere hazır olmalarını sağlayacak ön alıştırmalara yer vermelidir.

Okul Öncesi Eğitimin Önemi

Okul öncesi yıllar çocuğun yaşamında gelişim hızının yüksek olduğu ve çocuğun kişiliğinin biçimlendiği en önemli yıllardır. Bu yılların önemi tartışılmaz bir gerçektir. Çocuğun kişiliğinin temel yapısı bu dönemde oluşmaktadır.

Bu dönemde oluşan temel kişilik, çocuğun yaşamının her devresinde etkili olacaktır. Yaşamında insanlarla ilişkilerinin ne düzeyde olacağını, taşıyacağı korkuları, tepkileri, olaylar karşısındaki tutumu, içe kapanık mı, yoksa dışa dönük mü olacağı bu dönemde belirlenecektir.

Okul öncesi dönemin kişilik özelliklerini ve önemini çok iyi kavrayarak değerlendirmeli, vereceğimiz eğitimi bu yönde oluşturarak ona göre davranmalıyız. Çocuklarımızı geleceğe arzu ettiğimiz şekilde hazırlayabilmemiz, bu dönemi verimli olarak değerlendirmekle mümkündür.

Bu dönemde çocuklarımızla etkili bir iletişim kurmalı, fiziksel, ruhsal gereksinimlerini karşılamalı, zihinsel uyarımlarla beslemeli, onlara nitelikli, yeterli zaman ayrılmalı. Sevgimizle güven oluşturmalı ve bu şekilde onlara mümkün olduğunca katkıda bulunmalıyız.

Muhakkak ki çocuk yetiştirmek güç, karmaşık ve yorucu bir iştir. Ancak bu zorluklara bilgi, sevgi ve akılcılıkla yaklaşırsak bu çabalar bizlere büyük haz veren bir uğraş haline dönüşür.

Biyolojik Gereksinimlerin Doyurulması

Okul öncesi dönemde çocuğunuzun en önemli biyolojik gereksinimi, kasların geliştirilmesidir. Çocuğunuz enerjisini tüketme itisindedir. Bu, doğal bir biyolojik itidir. Bu nedenle, koşar, atlar, tırmanır, sürekli hareket halinde, sürekli kıpır kıpırdır.

Anne-babalar, biyolojik yönden daha içe dönük yaşta oldukları için, genellikle çocuğun bu dinamik biyolojik gelişimini yeterince değerlendiremez ve anlayışla karşılayamazlar.

Okul öncesi dönemdeki çocuğu bir biyolojik fabrika olarak düşünün. Çocuk yiyecek biçimdeki hammaddeyi alır ve enerji üretir. Bu enerjinin de tüketilmesi gerekir. Bir psikolog şöyle bir deney yapmış; 4-5 yaşlarındaki bir çocuğun bahçede oyun oynadığı sırada filmini çekmiş ve sonra bu bir saat süren filmi futbolcuya seyrettirerek, çocuğun yaptığı hareketleri tekrarlamasını istemiş. Futbolcu bir saatin sonunda bayılıp kalmış.

Çocuğun biyolojik ihtiyacını karşılamak için ona gerek ev içinde, gerek evin dışında büyük oyun alanları ve oyun araçları sağlamamız gerekir. Böylece çocuğunuz enerjisini boşaltma olanağını elde edecek, büyük ve küçük kaslarını kullanma ve kontrol etme yetisini geliştirecektir. Çocuklarımızın hareket etmek, enerji tüketmek gereksinimi ile bizim kafamızdaki dinlemek isteğimiz çelişebilir. Çocuk enerjisini tüketmek için yapıcı yollar bulamadığı zaman, bu enerjiyi yıkıcı bir yoldan boşaltmaya yönelecektir. Okul öncesi dönemde sessiz ve uslu durmaya zorlanmış bir çocuk, okula başladığı zaman arkadaşlarıyla olumlu ilişkiler kuramayacaktır. Çünkü okul oyunları ve sporları için gerekli kas kontrolü ve koordinasyonuna sahip olmayacaktır.

Dahası, hareket kontrolü, çocuğun daha sonraki zeka gelişiminde, örneğin okumasında etken rol oynayan bir unsurdur. Çocuklardaki kas kontrolü iki temel etmenden oluşur. Yanlar ve yönler işin, önemli ve zor yanı yansal ve yönsel kavramların doğuştan olmayıp, sonradan öğrenilmesi gerektiğidir. Bunlar da ancak çocuğumuzun tırmanmasıyla, koşmasıyla, emeklemesiyle, takla atmasıyla öğrenilebilir. Yansal kavramları oluşmamış bir çocuk, kelime ve harfleri öğrenmekte zorluk çeker. Örneğin “d” harfi ile “b” harfi arasındaki tek fark yansaldır.

Anne-baba ile okul öncesi yaştaki çocuk arasında yakınlık kurmaya yarayan ve aynı zamanda çocuğun biyolojik gereksinimlerinin sağlanmasına olanak getiren şu birliktelikler sayılabilir; kamp gezileri, deniz kenarı, çocuk parkları, evdeki oyunlar. Önemli olan bu dönemdeki çocuğunuzun gelişimine yardımcı olmanızdır.

CEVAP VER

*